ASLINDA HER KİTAP FARKLI BİR DİYARA YOLCULUKTUR...

30 Temmuz 2015 Perşembe

HİSTERİ – LAURA LİPPMAN


Sayfa Sayısı: 400
Yayın Tarihi: 02.09.2009
Yazar: Laura Lippman
Yayınevi:  Koridor Yayıncılık
TürDram, Psikolojik gerilim
KİTAP TANITIMI:

"Publishers Weekly 2007 yılının en iyi kitaplarından biri"

Yazar bu kitabıyla Quill, Anthony, Barry ve Macavity olmak üzere toplam 4 ödül kazandı.

Bir cumartesi günü on bir ve on beş yaşlarında Bethany soyadlı iki kız kardeş Baltimore'daki bir alışveriş merkezinde kaybolurlar. Arkalarında tek bir iz bulunamaz. Ne kendileri ortaya çıkar, ne de cesetleri. Geriye sadece herkesin zihnini kurcalayan soru işaretleri kalır.

Otuz yıl sonra bir trafik kazasında aklını yitirmiş gibi görünen bir kadın; Bethany kardeşlerden küçüğü olduğunu iddia ediyor. Ufacık bir kanıt bile hikayesini desteklemiyor, bilinçsizce ele verdiği tüm ipuçları polisi yeni bir çıkmaza sürüklüyor: Ölüm döşeğinde tutarsız bir adam, harap olmuş bir ev ve kayıp bir mezar, yalnız o korkunç günle, uzun zaman önce parçalanmış, akıl almaz bir trajediyle dağılmış ve bu trajedinin görünüşte mükemmel bir yuvadaki çatlakları ortaya çıkardığı bir aileyle ilgili bildiği bir şey var.
YORUMLAR:

"Histeri yalnızca gizemle örülü değil, aynı zamanda sizi insan kalbinin derinliklerine götürecek kadar da duygusal. Lippman çağı en iyi yansıtan yazarlarından biri. “
Tess Geritsen

"Muhteşem bir hayal gücü Yaratıcılığının zirvesinde bir yazardan dört dörtlük bir eser.”
Washington Post

"Sonuna kadar nefesinizi tutarak okuyacağınız, tekrar dönüp sayfaları çevirirken Lippman'ın sizi nasıl sürüklediğini gördüğünüzde şaşıracağınız, doyuruculuğunu ikiye katlayan bir kitap.”
New York Times
KİTAP YORUMUM:

On beş tatilde okuduğum bir kitap. Yorumunu yazmıştım ama bir türlü bloğa ekleyememiştim. Şimdi bol vaktim olduğu için artık önceden okuduğum kitapları ekleyim bloga dedim ve başlıyorum :)

Öncelikle şunu söyleyim bu kitap hakkında ne düşüneceğimi bilmiyorum. Daha doğrusu karakterleri hakkında.

Bu kitaba kütüphanede rastladım. Arkasını okuyunca merak ettim ve tabi ödüllü kitap olduğu için aldım. Bir de Tess Gerritsen da bu kitaba yorum yazmış. Gerritsen en sevdiğim yazarlardan olunca tabi okuma isteğim arttı :)

Güzel kurgulanmış bir aile dramıydı. Her şey Heather ve Sunny'nin kaybolmasıyla başlıyor. Ama bu kitapta sadece şu kişi suçlu diyemedim. Çünkü neredeyse herkesin suçu ve sırrı var.

Kitabı okurken kimi zaman duygulandım. Kimi zaman da aynı karaktere hem kızdım hem de üzüldüm. Bu yüzden iyi ya da kötü diyemiyorum. Beni çok çelişkide bırakan bir kitaptı.
Konusuna gelirsek, Bethany kardeşler alışveriş merkezine tek başlarına gittikleri gün kayboluyorlar. Sonra da hiç bulunamıyorlar. Anneleri Miriam, babaları Dave. 

Dave kızların kaybolmasıyla baya kötü oluyor yani hangi baba olmaz ki? Ama anneleri Miriam kızların kaybolduğu gün başka bir adamın yanında. Kocasını aldatıyor. Belki de bu yüzden hep ikisi arasında karşılaştırma yaptım. 

Dave iyi bir babaydı. Kızlar gittikten sonra aldatıldığın ı öğrendi, yuvası dağıldı, perişan oldu. Ama Miriam dedektifler onu sorgularken, yanında kocası da varken hiç utanmadan onu aldattığını söylüyor. Tamam tabi ki dedektiflerden bir şey saklamayacak ama bilmiyorum. 

Dave’e çok üzüldüm. Bir günde her şeyini kaybetti. Bu yüzden Miriam’a kızdım –beni kızdıran öyle iyi bir babaya bunu reva görmesi- ama kızlar kaybolduktan sonra onların eşyalarını gördüğü zamanlarda çok üzüldüm. Her şeyde kızlarını hatırlamaya başladı. Miriam da boşluğa düştü. Kocasıyla ayrıldıktan sonra da tamamen bu kasabadan ayrıldı. Başka bir yerde kendine farklı bir hayat kurdu. Hayatına devam etti. Ya bilmiyorum okurken çok ikilemde kaldım Miriam hakkında. Hayatına tabi ki devam etmesi gerekir. Ama ona çok kızdığım için ,özellikle de umursamazlığına, bir türlü ona tam olarak ısınamadım sanırım.

Dave ise aradan yıllar geçmesine rağmen hayatına devam edemiyor, işkolik olmasını saymazsak. Kızlarını unutamıyor. Kızları olmadan çok büyük bir boşluğa düştüğü için bunu işlerle ilgilenerek kapatmaya çalışıyor. İşlerini büyütüyor. Ama Dave işlerini büyüttükçe altında eziliyor. Mecazen anlatırsak. Ama sahip olduğu para, işi hiç umrunda değil. O sadece kızlarını istiyor. Ama olmuyor..

Dediklerimden de anlaşılacağı gibi karakterler hakkında ne düşüneceğimi bilmiyorum. En çok Dave’e üzüldüm. Ama Miriam küçük kızı Heather’ın yere düşmüş çantasını gördüğünde de ona çok üzüldüm. Çok ikilemde kaldım Miriam hakkında. Sonuçta o bir anne ama öbür taraftan kocasına ihanet eden bir kadın. O kadından hem nefret ettim hem de kızlarını kaybeden bir anne olduğu için ona üzüldüm. Bence yazar kitabın adını bu yüzden histeri koymuş. Histeri davranış ve kişilik bozukluğu demek. Yani ağladıktan sonra çok gülmek gibi. Aslında histeri bir çeşit hastalık. Biz de okurken aynı karakterden hem nefret ediyoruz hem de onun için üzülüyoruz. Bu durumda oolan tek karakter Miriam değil yıllar sonra gelen kadın da o şekilde. Yani sürekli duygular karışıyordu kitabı okurken. Ama genel olarak güzel bir kitap.

Aradan otuz yıl geçtikten sonra gelen bir kadın Bethany kardeşlerin en küçüğü olduğunu iddia ediyor. Kendisini bir polisin kaçırdığını ve ona çok kötülük yaptığını söylemekten başka bir şey demiyor. Sürekli polisleri oyalıyor. Sonra Miram'ı çağırıyorlar. Otuz yıl geçmesine rağmen kızını tanıyabilecek mi diye. 

Bütün olay kızların kaybolduğu gün neler olduğu hakkında. Biz her şeyi kitabın sonunda öğreniyoruz.

BİRAZCIK SPOİLER:

Bir de bir şey eklemek istiyorum. Dikkatimi çok çeken, beni çok üzen bir şey. Kitabın sonunda öğrendiğimiz bir şey. Kızların en son fotoğraflarından otuz yıl sonraki görüntülerini elde ediyorlar. Öyle bir program var ya hani. İşte yıllar sonra gelen kadın o tahmini görüntülerden biraz farklı. Gözlerinin ve ağzının çevresinde kırışıklıklar yok. Çünkü bu kadın o kadar yıl boyunca hiç gülmemiş… Bu beni çok etkiledi. Orayı okurken baya üzüldüm. Çok zor zamanlar geçirmiş.

SPOİLER SONU:

Çok muhteşem bir kitap değil ama zaman geçirmek için okunabilir. Kütüphanede falan rastlarsanız alın okuyun yani. Kitabın sonunda da ilginç şeyler öğreniyoruz. Ama o kadar. Kitap tam da adı gibi karmakarışık. Yani duygu kaosundan oluşuyor. Aradan zaman geçmesine rağmen ne kadar ikilemde kaldığımı hala hatırlıyorum. Detaylara çokça yer verilen, olayların sadece son sayfalarda okuyucuya heyecan kattığı bir kitap. Sonuna gelene kadar sıkılabilirsiniz. Ama bence okumayı bırakmayın devam edin. Sonunda şaşıracaksınız.

Laura LİPPMAN:


                                           -AMARİL-


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Değerli Okuyucular:
Lütfen yorumlarınızda küfür, argo ve ahlaksızlık kullanmayınız!!!
Onların haricinde her türlü eleştiriye açığız. :)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...